Prof. Dr. Aygün Attar

 The Guardian, Guardian Media Group bünyesindeki bir İngiliz gazetesidir. 1821’de ilk kez kurulan gazetenin adı 1959 yılına kadar The Manchester Guardian idi.

Dünyanın tanınan ana akım medya kuruluşlarından birisi olma gerçeği  Guardian gazetesinin tarafsız olduğu anlamını taşımaz, nitekim bu gazete Azerbaycan ve Türkiye’ye yönelik daha önce de defalarca gerçek dışı iddaları gündeme getirmesiyle bilinmektedir.

17 Nis 2015 – Gazetenin İstanbul muhabiri Constanze Letsch ve Jon Henley’nin hazırladığı haberin başlığı ‘Türkiye, Ermeni Soykırımı yüzünden rezil oldu.’

Bu başlığı taşıyan haberin içeriğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

23 Nisan 2015 -Gazetenin Orta Doğu editörü Ian Black, Ermenistan’ın başkenti Erivan’dan izlenimlerini yazmış:

“Küçük bir ülke fakat büyük bir millet: Soykırım bugünkü Ermenistan’ı nasıl şekillendirdi” başlıklı haberde, Ermenilerin anılarına ve anma törenin Ermeniler tarafından nasıl karşılandığına ilişkin gözlemler var.

“Hafıza oluşumu, milli görev olarak sunuluyor. Erivan’daki soykırım anıtı da sürekli olarak yabancı VIP ziyaretçilerin ilk durağı oluyor, çoğunun da adı ağaçların altındaki ‘hafıza yolu’ üzerindeki plakalara yazılı.”

Guardian gazetesinin Orta Doğu editörü Black ‘zamanın yüzyıl önce açılan yaraları iyileştirmediğini’ söylüyor ve makaleyi Andranik Shamoyan’un şu sözleriyle sonlandırıyor:

“Diğer soykırımlar tanındı fakat bizimki tanınmadı. Her zaman bizim hayatlarımızın bir parçası olacak. Bu sayfayı kapatamazsınız.”

Ermeni diasporasının adeta sözcülüğünü yapan The Guardian gazetesinin kapanmasını arzu etmediği mütemadiyen açık tuttuğu ve şiddetli bir saldırganlıkla süslediği diğer sayfaları da mevcuttur.

Türkiye ve Azerbaycan ‘a kin kusan sayfaları, iç siyasete müdahile haddini kendisinde gördüğü sayfaları, devamlı olarak bu ülkeleri eleştirdiği sayfaları.

O sayfalar hiç kapanmaz.

30 Ağustos 2016 da The Guardian yazarı Christopher de Bellaigue, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı zamanından beri otoritesinin yükselişini incelediği yazısında Türkiye’de işleyen demokrasinin “gerçek” demokrasiden farklı olduğunu söyledi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetim biçimi için “çoğunluğun isteğini yücelten bir otoriter rejim” ifadesini kullandı, “gitmeye niyeti yok” yorumuna yer verdi.

04.09.2017 – The Guardian  (Azerbaijan Laundromat) “Azerbaycan çamaşırhanesi” başlıklı haberinde 2.9 milyar dolar para aklama iddiasına yer vererek Ermenistan tarafından topraklarının yüzde iyirmisi işgal altında olan Azerbaycan ‘a çaktı da çaktı..

The Guardian ,dünkü yazısında Azerbaycan’ı yöneten elitlerin, 2,9 milyar dolar değerinde gizli bir fonu Avrupalı siyasetçilere ve gazetecilere para dağıtmak, lobicilik faaliyetleri yürütmek, lüks ürünler satın almak ve kara para aklamak için kullandığını öne sürdü.

Azerbaycan yetkililerine göre Guardian gazetesi Organize Suç ve Rüşvet Kaydı Projesi (OCCRP) adlı merkezle bir olup Azerbaycan’a karşı yeni bir karalama kampanyası başlatmış bulunmaktadır.

Peki neden?

İşin gerçeği nedir?

OCCRP adlı araştırma merkezinin dünyayı dört koldan sarmalayan yan kolları uzun yıllar boyunca Azerbaycan’da da faaliyet yürütüyordu.

Batıda ve özellikle ABD’deki Ermeni diyasporası fonları tarafından el altından yönetilen bu teşkilatın art niyetli çalışmalar yaptıkları ortaya çıktıktan , yani sadece rutin faaliyet yürütmekle kalmayıp ülkenin milli güvenliği açısında bir çok diğer gizli kapaklı işler yürüttükleri  kanıtlandıktan sonra tahminen 10 yıl önce Azerbaycan’dan kovuldular.

Dünyayı dizayn etmeye alışmış olan İngiliz siyasetinin sadık tetikçisi sol gösterip sağ vuran The Guardian ‘ın kuyruk acısı bundandır, ikide bir Azerbaycan ‘a kin nefret kusması bundandır.

Ermeni diasporasının güdümünde olan uluslararası bir teşkilatın Azerbaycan Devlet Başkanı ve ailesine akılalmaz iftiralar atmasını alışkanlık haline getirmesi  bundandır.

OCCRP tarafından hazırlanan  The Guardian tarafından dünyaya servis edilen haberin yazarları içinde Dina Negapetyants adlı ermeni gazetecinin yer alması zaten olayın gerçek mahiyetini ortaya koyuyor.

Oyun kurmayı seven devletin oyunları yüz yıllardır devam etmekte; gezgin, yazar, arkeolog, kaşif, kartograf kimliği ile yirminci yüzyılın başlarında İngiliz İmparatorluğu adına görev alan siyasi ataşe olan Gertrude Bell’in modern Irak ve Ürdün devletlerinin kurulmasına sebep oldu.

Thomas Edward Lawrence Britanyalı arkeolog, asker ve diplomat idi.

1916 – 1918 yılları arasında Arap Ayaklanması ve Sina ve Filistin Cephesi gibi olaylarda Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine karşı üstlendiği rol ile ünlüdür.

Her ikisi de Birleşik Krallıkların yüce menfaatları namına faaliyet gösterdiler , gönderildikleri bölgelerin yöneticilerini kafaladıkları için The Guardian sayfalarında çok övgüler yazıldı çizildi o yöneticilerin şanlarına.
Sözüm ona ki The Guardian’ ın Azerbaycan ‘a kuyruk acısıyla çakması oradakı devlet yöneticilerinin Gertrudelere, Lawrwncelere yüz vermemesi demek oluyor ki şahsım adına bundan çok mutluluk duymaktayım.

Şübhesiz , bunun anlamı Azerbaycan’ ın mükemmel olduğu ya da demokrasinin beşiği anlamını taşıması yahud sadece övgüye mazhar olması filan değil , ayrıca oradakı elitist tabaka ya da yönetici kadro südden çıkmış ak kaşık değil, her ülkede olduğu kadar sorunu , her devlette olduğu kadar problemleri var, ama şükürler olsun ki milli ve yerli kadroya sahip bir Azerbaycan var.

Kendi yağında kavrulan, dışarıdan emirlerle yöneltilmeyen, elin adamına uşaklık yapmayan bağımsız Azerbaycan var.

Benim tercihim  bu Azerbaycan ‘dır.

Azerbaycan ‘da ve Türkiye’de The Guardian ‘ın iftira dolu haberini fırsat bilerek İlham Aliyev aleyhinde kampanyalara başlayan kesime bakıyorum; arkalarında yabancı devletlerin fonları, dillerinde yabancı devletlerin klişe şiarları, yabancı devletlerde aile ve çoluk çocuklarına vatandaşlıklar almış kesimler, Azerbaycan ‘da vad edilen makam mevkilere talip müzmin muhalifler.

Yazıklar olsun, Ermeni diasporasının musluğunun kapanması , İngiliz oyunun Azerbaycan ‘da başarısızlığa uğrayarak perde kapatması ne çok üzmüş sizleri ey elin gavurundan medet umanlar?

Azerbaycan’ın her türlü baskıya rağmen bölgede onurlu bir duruşla Türkiye ile işbirliğini devam ettirmesi anlaşılan sadece dışarıdakıları değil, içimizdeki öz gözüken elleri  de ciddi rahatsız etmiş.

The Guardian ‘a gelince, Ermenistan devlet büdcesini açık artırma ile satışa çıkaranların sırtını sıvazlayan bu gazete söz konusu Azerbaycan  olunca neden çifte standart uygulamakta acaba?

İngiliz oyunu böyle, istediğini vermediler mi buyur çak(ma) bir The Guardian..
Dik dur Azerbaycan, dik dur asil Türk oğlu, biz ne çakmalar gördük..