08 İyul 2020 17:58

MEHMET EMİN RESULZADE – Azerbaycan Cumhuriyetinin 102 yıldönümüne münasebetiyle

Kazan asıllı Tatar Türklerinden Abdullah Battal Taymas, Mehmet Emin Resulzade hakkında şunları yazmaktadır: “ O zaman Moskova’da gözaltı edilen milliyetçi Türk politika adamlarından biri de Azerbaycanlı Mehmet Emin Resulzade idi. Bu İ Alkin gibi, 1917 İhtilalinin ortaya attığı yeni tip politikacılardan olmayıp, daha birinci (1905) Rus İhtilaline takaddüm eden yıllardan beri cemiyet ve siyaset işleriyle ve muharrirlikle uğraşan, kırkına merdiven dayamış olan bir fikir adamı idi.

Onun 1905 ihtilali günlerindeki çalışmalarından pek mübhem surette haberli idim; çünkü ben o sıralarda Rusya dışında bulunuyordum. Ve kazan iline yalnız 1908 yılının yazında, yani ihtilal hareketleri yatıştıktan sonra dönmüştüm. Sonraları 1913 senesinde kolları sıvayıp gazeteciliğe başladığımdan sonra, Bakü’de 1915 yılında çıkarmaya başladığı gündelik “Açık Söz” gazetesi vasıtasıyla Resulzade’yi daha iyi tanımıştık; çünkü nispeten küçük hacimli olan bu gazetede yeni bir ruh taze bir esinti hissolunmaktaydı. 1917 İhtilali’nin vukuundan sonra mayıs ayında toplanan Umum Rusya Müslümanlarının Birinci Kurultayında Devlet rejiminin federasyon temeline kurulmasının gerektiği üzerine okuduğu teziyle Resulzade kendini Çar Rusya’sı sömürüsünde yaşayan Rusya sınırları içerisindeki bütün Rusya Türklerine tanıtmıştı.

Bununla beraber, ben kendisini yalnızgiyaben tanıyordum.; Moskova kurultayının toplandığı sırada, bir vazifeyle Türkistan’da bulunduğumdan, Kurultay’a Kazan’dan seçilen deleğeler arasında bulunmuyordum. Resulzade’nin de beni gıyaben tanıdığına şüphe olamazdı. Çünkü iki ihtilal arasında geçen devirde ben de kendi imzamla makaleler yazan alçakgönüllü bir gazeteci idim. Resulzade, 1917 İhtilalinin vukuundan sonra, hele bu ihtilal neticesinde Kafkasya’da cereyan eden siyasi kaynaşmalar sırasında, adam akıllı sivrilmiş ve serpilmişti.

Bir gün Moskova’da Resulzade’nin adresini öğrendim ve ziyaretine gittim. Hakiki adımı söyleyip kendimi tanıttım. Karşılaştığım muharrir ve politika adamı daha ilk görüşmede cana yakın, kendine güven telkin eden, zeki nükteci, bilgili ve kafalı bir kimse intibaı veriyordu. Hoşsohbetti; yalnız bir parça gereğinden fazla yüksek sesle konuşuyordu. Yoksa daha alçak perdeden konuşmaya alışmış olan ben şimalliye mi öyle geliyordu. Aklımda kaldığına göre, Resulzade’nin Finlandiya’da Helsinki tramvayında pervazsızca yüksek sesle konuşması, umumi yerlerde adeta fısıltı ile konuşan Finlerin de pek fazla dikkatini çekmişti.

 Tesadüfen bu nekbet günlerinde karşılaştığım Resulzade ile pek çabuk anlaşmış ve bağdaşmıştık. O zaman kendisinin anlattığına göre, 1921 yılının Nisan’ında Azerbaycan Cumhuriyeti Bolşevikler tarafından istila edildiği sırada Azerbaycan Milli şurası başkanı ve “Müsavat” partisi lideri olan Mehmet Emin, kızıl tufan önünde gizlice Bakü’den ayrılıp, o zaman henüz müstakil olan Gürcistan’a geçmek düşüncesiyle dağlara çekilmişti. Ancak vakit zamanında Gürcistan’a geçemediğinden, Lahiç dağlarındaki Türk köylerinde saklanmaya mecbur olmuştur. Derken, bir gün saklandığı yer tesadüf değil de yerli ispionlar tarafından keşfolunmuş ve Kızıl Bolşevikler tarafından yakalanıp, Bakü’ye götürülmüş ve hapse atılmıştır.

Yalnız bir mucize kabilinden ve belki de yerli halk arasında vukua gelmesi muhtemel olan galeyanı göz önünde tutarak, Çekistler kendisini tezelden “tavsiye” edivermemişler ve Moskova’dan emir beklemişler Bu “emir bekleme” müddeti epey uzun sürmüş; eski Azerbaycan Milli Şurası başkanı altı ay kadar bir zaman mahpus kalmıştır. 1920 yılının Eylül ayında Bakü’de şark Milletleri Kongresi toplandığı sırada Resulzade henüz hapishanede çile doldurmaktaydı. Yalnız aynı yılın Ekim ayında, o amcası oğlu Mehmet Ali Resulzade ile birlikte Moskova’ya götürülmüş ve gözaltı edilmiştir.

Moskova’da o zamana göre maddi durumu pek fena değildi sanırım. 1921 senesinde kendisine “Lazarovskiy Şark Dilleri Enstitüsü”nden Farsça hocalığı bile verilmiş olduğundan, nispeten iyi tayin de alıyordu ve pek aç kalmıyordu galiba. Şimdi düşünüyorum da şaşırıyorum. Mehmet Emin gözaltı edilmiş bir politikacı, ben ise, düzme Abdullah “Rahimov” adını taşıyan kamp kaçkını bir politikacı iken o zaman sık sık, serbestçe buluşuyor, görüşüyor ve dertleşiyorduk. Adeta ahbap olmuştuk. İlerde anlatacağı üzerem 1921 yılının güzünde ben gizlice Finlandiya’ya geçtim. Ertesi yılın yazında Ağustos başlarında Petersburg imamı Lütfi Efendi ile birlikte, Finlandiya’nın batısında Botnie Körfezi kıyısında bir dinlenme sanatoryum  (tedavi) yeri olan Naantali kasabasında bulunduğumuz sırada Helsinki’deki Kazanlı tüccar Ömer Abdurrahim, Mehmet Emin Resulzade’nin Petrograd’dan kaçarak, Finlandiya’ya geldiğini ve şimdi Killomeki’de karantinada bulunduğunu bize telefonla bildirmişti.

Bu telefon konuşmasından bir müddet sonra biz de Finlandiya başkentine döndüğümüz gibi, Resulzade de oraya gelmiş ve bu suretle hürriyet ve medeniyet beldesinde bir daha buluşmuştuk. Resulzade Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de bir süre kaldı ve Paris’teki muhacir politikacı Azerbaycanlı ülküdaşları ile haberleştikten ve oradaki bir Azerbaycan Milli Komitesinden pasaport aldıktan sonra 16 Eylül 1922 tarihinde deniz yoluyla Almanya’ya gittiydi.

Sonraları uzun bir süreden sonra Resulzade’yi 1925 yılı Kasım ayında İstanbul’da buldum. Resulzade o tarihlerde İstanbul’da Azerbaycan Milli davası üzerine neşriyat yapıyordu. Sonraları o, Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı da, Avrupa’ya gitti ve neşriyatını orada devam ettirdi.  Son harp sırasında İkinci Dünya savaşı başlarken ise tekrar Türkiye’mize geldi ve Ankara’ya yerleşti.

On ikinci yüzyıl Azerbaycan şairlerinden şiirlerini farsça yazan Genceli Nizami üzerine yazdığı büyücek bir eserini neşrettiydi. M. Emin Bey bu Ankara devrinde de, sağlığı epey kağşamış olmasına rağmen, ara sıra gazete ve dergilerde makaleler yazmaktan ve arada bir konferanslar vermekten de geri durmuyordu. 1954 yılının yaz aylarında İstanbul’da Dünya gazetesindeki “Stalin’le İhtilal Hatıraları” başlığıyla Rusya’da gizli ihtilal hareketlerine ait anılarını da yayımlamıştı. Ertesi yıl 6 Mart 1955’de Ankara’da bu hayata gözlerini kapadı ve bu şehirde toprağa verildi.

Uluslararası Vizyon Üniversitesi

 Balkan Atraştırmaları Enstitüsü

Öğretim Üyesi  Sevil İrevanlı

Medya Grup Finlandiya

sevilsuomi@hotmail.com

Paylaş:

mersin escort bayan mersin escort rokettube sex hikayeleri
escort mersin